Bu sabah içimden gelen bir  İlham İrem şarkısını dinlediğimi fark ederek uyandım. Hazırlanırken aynı şarkıyı mırıldanmaya çalıştım ama sesim kulağıma o kadar güzel gelmediği için içimdeki şarkıyı dinlemeyi tercih ettim. Gün boyu da benimle oldu bu şarkıyı söyleyen ses.

Dün akşam, Işık YAZAN la 34 hafta sürecek yolculuğumuzun ilk durağında buluştuk. Katılımcıların Simyacılar salonunu doldurmaları, ilk gelenlerin “yol acemiliği” sebebiyle biraz vakit aldı. Bazı arkadaşlar yolun uzunluğundan yakındı, bazıları da karanlık olmasından yolu bulamadıklarını, kaybolduklarını söylediler. Hepsine sevgi ile hak veriyoruz. Uzun da olsa, kaybolmuş hissetseler de, karanlıkta yol almak zorunda kalmış olsalar da, hepimiz gibi sonunda “Işık”a ulaştılar.

Işık Hoca yaprakdün akşam bir çok şey anlattı. Ama en çok “hiçbir şey” anlattı.  Yaklaşık 3 saatlik muhteşem performansı ile en karmaşık kavramları “hiçbir şey” miş gibi sade, her şeymiş gibi de doyurucu anlattı. Anlattıklarından birazcık da olsa fikir verebilmek ve ağzınıza bir parmak bal çalabilmek adına İlhan İrem’in sabah içimde çalan şarkısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ertuğrul Yılmaz

İlhan İrem- Hiçbir Şey

Kimden . 14/10/2016. Kategori: hiçbirşey

Hiçbir Şey

Hiçbir şey ülkesinde, hiçbir şey her şeymiş
Her şey hiçbir şey hiçbir şey, her şey hiçbir şey

Aşklar dostluklar arkadaşlık, hiçbir şey hiçbir şey
Dağlar nehirler ağaçlar, hiçbir şeymiş, hiçbir şey

Anılar, yarınlar, görüntüler hiçbir şey hiçbir şey
Hiçbir şey her şey her şeymiş, her şey hiçbir şey

Sonsuz bir yokluk, kıpırtısız, sessiz alabildiğine, karanlık susuz
Havasız, hiçbir şeysiz yokluk işte.

Olmayan zamanların, olmayan bir yerinde

ilk kez kıpırdadı, bir çift dudak, bir çift göz, bir çift el
Ve ilk varlığın tohumları atıldı yokluğun ortasına.
Ve bir çiçek büyüdü, renksiz, kokusuz, dikensiz, yapraksız,

Yalnızca Bir çiçek ve büyüdü hiçbir şey istemeyerek, susuz, havasız, ışıksız,
Topraksız büyüdü, büyüdü, büyüdü, düşüncelere sığabilen bütün
Büyüklükleri aştı ve bütün güzelliklerin gerçeğine ulaştı. su istedi,
Toprak istedi, hava istedi, ışık istedi. böcekler, başka çiçekler,
Güzellikler ve en çok onu koklayabilecek insan, bir can istedi,
Sevgisini güzelliğini görecek bir can, yalnızca bir can ve bu arzuyla
Yanıp tutuştu durmadan. Isındı, ısındı tutuştu. Kızarmış dev yapraklar
Sıcacık bir doğumun mutluluğuyla kıvrıldı ve milyonlarca yanardağı gibi
Patladı, dağıldı, paramparça yokluğun ortasına. ve şimdi görünce,
Yalnızca sevgiden oluşan kendi parçacıklarının sevgisizlikten
Kuruduklarını, birbirine düşman olduklarını, o dev çiçek ağlıyor, ağlıyor,
Güleceği günü bekliyor, bekliyor, bekliyor…

©2014-16 Simyacılar Dönüşüm Atölyesi

Bu sitede belirtilen terapi ve yöntemler herhangi bir hastalık için tanı veya tedavi amacıyla kullanılamaz.